Daha önceleri tasarlamış ve yazmış bulunduğum kısa öykülerden biri olan Palamut Masalı isimli bir öyküyü, Alacakaranlıktan Şafağa Serisi’nin ilk kitabı olacak olan ve hâli hazırda yazıyor olduğum Gecenin Rüzgarları’na entegre etmek için öyküyü büyük oranda tekrar düzenledim. Daha önceleri yaklaşıp 8000 kelime olan bu öykünün yarısından fazlasını kestim ve kalan 3000 küsür kelimelik kısmı tekrar düzenledim. Bunun en büyük nedeni Gecenin Rüzgarları’nın geçmişinde, şimdi devasa bir bataklık olan bölgede yaşamış olmasını istediğim yarı efsanevi bir derigiyen kral olan Palamut Kral’ın yaşantısını ve saltanatını büyük oranda gizemli tutmak istemem. Bu sebeple öykü Palamut Kral’ın hüküm sürdüğü yıllara dayanmak yerine onun yaşantısının erken yıllarına, yani çocukluğuna dayanmakta. Hikayeyi oluştururken kullandığım tema, Gecenin Rüzgarları’nda kullandığım temaya nazaran çok daha fantastik, çok daha masalsı olsa da bu temayı tümüyle masalsı bir hale getirmemek için öykünün gidişatını bozmayacak, ürkünç ve gergin birkaç unsur ekledim. Bu gibi detayların hem Palamut Kral karakterine hem de derigiyenlere eskisine göre daha fazla derinlik kattığını düşünmekteyim.
Hikayeyi yayınlayıp yayınlamamak konusunda ise kafamda hâlâ büyük soru işaretleri var. Öykünün teması, tonu ve estetiği hoşuma gitmiş olmasına rağmen bunun tek başına bir eser niteliği taşıyıp taşıyamayacağına emin değilim. Bunun üzerine öykü sevdiğim gizemli temaya uyuyor mu yoksa sır perdelerinin ardına gizlediğim bazı gerçekleri, tüm düzenlemelerime rağmen hâlâ fazla mı açık ediyor bilemiyorum. Yine de bir yanım bu kısa öyküyü yayınlamamı, hatta bu gibi öyküleri bir derleme halinde, Alacakaranlıktan Şafağa Öyküler başlığı altında yayınlamamı istiyor. Çünkü daha öncesinde yazmış olduğum tıpkı Palamut Masalı gibi birkaç kısa öyküm daha var ve bunların okunmasını, beğenilmesini derinden arzuluyorum. Örneğin okuyucuların Tilki Joalla’yı, Eski Kral Cole’u veya Delidiyan Figg’i tanımasını istiyorum. Bu konuda ne yapıp yapmayacağıma uzun bir süre düşündükten sonra karar verme niyetindeyim.
Hikayenin temasına ve esin kaynaklarından detaylıca bahsetmem gerekirse açıklamam gereken ilk şey sanırım Türkler’in ulusal destanı olan Türeyiş Destanı’nından fazlaca ilham aldığım olacaktır. Orijinal metinde, kurtla çiftleşen insan yerine burada Palamut ve Palamut Kral olarak anılacak, türünün son örnekleri olan iki karakter var. Ayrıca fazlasıyla sevdiğim eserlerden olan Hayao Miyazaki’nin kaleminden çıkmış olan Mononoke-hime isimli mangaya da birkaç referans mevcut ki bunun temaya uyduğunu, ona renk kattığını düşünüyorum. Yine de tüm bunların ötesinde isimsiz bir esin kaynağım var. Küçük bir çocukken, televizyonda izlemiş olduğum ve ismini asla öğrenemediğim, kurtlar ve insanların savaşını anlatan bir animasyon serisi olduğunu tahmin ettiğim dizi, iki düşman kavmin barışmasını ve yaşadıkları ufak bölgeyi birlikte yönetmeye başlamasını konu alıyordu. Sanırım bu bile öykünün bahsedilmemiş kısmı hakkında gereğinden fazla ipucu veriyor.